Önceki sayimizda son olarak kent içi otomobillerden bahsetmistik. Bu güne kadarki yazilarimizda dikkat çeken bir noktayi degerli okuyucularimiz fark ettiler mi acaba. Bir örnekle açiklamaya çalisacagim. Bu gün bile ülkemizde içinde bulundugumuz yüzyil da otomobil yapmaya ülke olarak cesaret edemiyoruz. Tabi ki bunun bir çok hakli veya haksiz nedenleri de bulunmakta. Nedenlerini baska bir yazimizda sizlerle paylasiriz. Sevgili okurlar 19. yüzyilin baslarinda otomobil icat edildigi halde, çok degil 1913 yilina gelindiginde yalniz ABD deki otomobil üretici sayisi 200 civarinda idi. Her markanin diger bir markadan ayirt edilebilmesi için amansiz bir amblem yarisi ortaya çikmisti. Bu kadar firmanin seri retim yapan firmalar tarafindan yutulacagi da asikardi. Çünkü seri üretimdeki sayi arttikça maliyetler düsmüs ve otomobiller ucuzlamisti. O yillardaki seri üretim bir çok irili ufakli firmalarin kapanmasina sebep olmustur. Burada ki önemli bir konu ise bir çok girisimcinin o yilarda yeni fakat teknik açidan oldukça zor olan otomobilleri üretmeye cesaret etmis olmalari.

       
       
 

 

 

ÜNLÜ AMBLEMLER

Yusufcuk; 1920 yillarinda amblemler öylesine tutuluyordu ki otomobil yapimcilari ürünlerini simgeleyen çok ilginç amblemler yaptiriyorlardi. Fransiz heykeltiras Rene Laligue'nin ‘' Yusufcuk'' denilen cam radyatör amblemi çok ünlüydü. Renenin diger yapitlari gibi yusufcuk'un içi de bostu. Aydinlatildiginda büyülü biçimde parildamaktaydi.